DDoS saldırıları genellikle aniden başlar ve ilk dakikalarda doğru adımlar atılmazsa ciddi hizmet kesintilerine yol açabilir. Özellikle ilk 15 dakika, hem teknik müdahale hem de operasyonel yönetim açısından kritik öneme sahiptir.Bu içerikte, bir DDoS saldırısı sırasında ilk 15 dakikada yapılması gerekenleri adım adım ele alıyoruz. Saldırının tespiti, hızlı müdahale yöntemleri, koruma mekanizmalarının devreye alınması ve iletişim süreçleri; panik yaratmadan, uygulanabilir bir yol haritası şeklinde sunuluyor.
DDoS saldırısı, bir sistemin veya web sitesinin normal kullanıcılar tarafından erişilemez hâle gelmesi amacıyla aşırı trafik altında bırakılmasıdır. Bu trafik çoğu zaman tek bir kaynaktan değil, binlerce hatta milyonlarca farklı noktadan gelir. Amaç basittir: hizmeti yavaşlatmak ya da tamamen durdurmak.
Bir DDoS saldırısında ilk 15 dakika kritik kabul edilir. Çünkü bu süre içinde alınan aksiyonlar, hem kesintinin süresini hem de oluşabilecek iş kaybını doğrudan etkiler. Erken fark edilen ve doğru yönetilen bir durum, çoğu zaman kontrol altına alınabilir. Geç kalınan müdahaleler ise zincirleme sorunlara yol açar.
Bu makalede, bir DDoS saldırısı yaşanırken ilk 15 dakikada neler yapılması gerektiğini, adım adım ve sade bir dille ele alıyoruz. Amaç panik yaratmak değil; net, uygulanabilir ve işe yarayan bir yol haritası sunmak.
İlk 3 Dakika: Tespit ve Doğrulama
Her şeyden önce, yaşanan durumun gerçekten bir DDoS saldırısı olup olmadığını anlamamız gerekir. Çünkü ani trafik artışları her zaman kötü niyetli değildir. Bazen bir kampanya, bazen beklenmeyen bir içerik paylaşımı benzer etkiler yaratabilir.
İlk sinyaller genellikle aynıdır. Web sitesinde ciddi yavaşlama olur, sayfalar geç açılır ya da tamamen erişilemez hâle gelir. Sunucu tarafında ise CPU, RAM ve bant genişliği kullanımında olağan dışı artışlar görülür. Log kayıtları normalden çok daha fazla istek içerir.
Peki gerçek DDoS ile normal yoğunluğu nasıl ayırt ederiz? Burada trafik kaynağı önemli bir ipucudur. Normal artışlar genelde belirli ülkelerden, bilinen referanslardan gelir. DDoS’ta ise trafik dağınıktır, anlamsızdır ve çoğu zaman kullanıcı davranışıyla uyuşmaz.
Bu ilk dakikalarda yapılması gereken bir diğer kritik adım da acil durum ekibini bilgilendirmektir. Sistem yöneticileri, ağ ekipleri ve gerekiyorsa dış hizmet sağlayıcılar durumdan haberdar edilmelidir. Erken iletişim, koordinasyonu ciddi şekilde hızlandırır.
4–7. Dakikalar: Hızlı Müdahale
Durumun bir DDoS saldırısı olduğundan emin olduktan sonra, ikinci aşamaya geçeriz: hızlı müdahale. Bu noktada amaç saldırıyı tamamen durdurmak değil, etkisini sınırlamak ve sistemi ayakta tutmaktır.
İlk olarak saldırının türünü anlamaya çalışırız. Volumetric saldırılar bant genişliğini hedef alır. Application layer saldırıları ise doğrudan web uygulamasına yönelir. Protocol tabanlı saldırılar ise ağ katmanlarını zorlar. Türü bilmek, hangi önlemin işe yarayacağını belirler.
Ardından trafik kaynakları analiz edilir. Hangi IP’lerden, hangi ülke veya ağlardan yoğun istek geldiği incelenir. Bu analiz çoğu zaman firewall, load balancer veya log sistemleri üzerinden yapılır. Buradaki amaç, olağan dışı desenleri hızlıca yakalamaktır.
Bu aşamada firewall kuralları devreye alınır. Şüpheli IP blokları geçici olarak engellenebilir. Aynı zamanda rate limiting uygulanarak bir IP’nin saniyede gönderebileceği istek sayısı sınırlandırılır. Bu yöntem, özellikle uygulama katmanı saldırılarında etkilidir.
8–12. Dakikalar: Koruma Mekanizmaları
İlk müdahalelerden sonra artık daha güçlü savunma katmanlarını devreye alma zamanı gelir. Eğer bir CDN veya DDoS koruma servisi kullanıyorsak, bu servislerin aktif ve doğru çalıştığından emin oluruz.
CDN’ler trafiği dağıtarak tek bir noktaya yük binmesini engeller. DDoS koruma servisleri ise kötü niyetli trafiği filtreleyerek gerçek kullanıcıları ayırmaya çalışır. Bu sistemler doğru yapılandırılmışsa, saldırının etkisi ciddi şekilde azalır.
IP blacklisting ve whitelisting burada dikkatli kullanılmalıdır. Tüm trafiği kesmek cazip görünebilir ama bu, gerçek kullanıcıları da etkiler. Bunun yerine kritik servisler için whitelist mantığı uygulanabilir. Örneğin sadece belirli IP’lerin erişmesi gereken paneller izole edilir.
Bu aşamada sunucu kaynaklarını da önceliklendiririz. Hayati servisler ön planda tutulur, ikincil sistemler geçici olarak devre dışı bırakılabilir. Amaç, çekirdek işlevlerin çalışmaya devam etmesidir.
13–15. Dakikalar: İletişim ve Dokümantasyon
Teknik önlemler kadar iletişim de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kullanıcılara kısa ve net bir bilgilendirme yapılması, güven kaybını önler. Burada panik yaratmayan, durumu kabul eden ve çözüm üzerinde çalışıldığını belirten bir dil kullanılmalıdır.
Aynı zamanda saldırıya ait tüm loglar kaydedilmelidir. Trafik kayıtları, firewall logları ve sistem metrikleri ileride yapılacak analizler için çok değerlidir. Bu veriler olmadan sağlıklı bir değerlendirme yapmak zorlaşır.
Servis sağlayıcılar ve ISP ile iletişime geçmek de bu aşamanın bir parçasıdır. Bazı saldırılar ağ seviyesinde müdahale gerektirebilir. Sağlayıcının erken bilgilendirilmesi, daha geniş ölçekli önlemleri mümkün kılar.
Son olarak kısa bir ilk analiz raporu hazırlanır. Ne oldu, ne zaman başladı, hangi önlemler alındı gibi temel bilgiler not edilir. Bu rapor, saldırı sonrası değerlendirme için güçlü bir başlangıç noktasıdır.
Acil Durum Kontrol Listesi
- Trafik artışı tespit edildi mi?
- Gerçek kullanıcı davranışıyla uyuşuyor mu?
- Acil ekipler bilgilendirildi mi?
- Firewall ve rate limiting aktif mi?
- CDN / DDoS koruma servisleri çalışıyor mu?
- Loglar güvenli şekilde kaydediliyor mu?
Bu kontrol listesi, stresli anlarda gözden kaçabilecek detayları yakalamaya yardımcı olur.
Yaygın Hatalar ve Kaçınılması Gerekenler
En sık yapılan hatalardan biri, durumu küçümsemektir. “Birazdan geçer” düşüncesi, değerli dakikaların kaybedilmesine neden olur. Bir diğeri ise tüm trafiği körü körüne engellemektir. Bu, hizmeti tamamen durdurabilir.
Ayrıca saldırı sırasında plansız yapı değişiklikleri yapmak da risklidir. Panik hâlinde yapılan konfigürasyon değişiklikleri, sorunu büyütebilir. Her adım bilinçli ve kontrollü olmalıdır.
Saldırı Sonrası Yapılması Gerekenler (Kısa Özet)
Saldırı sona erdikten sonra detaylı bir analiz yapılmalıdır. Hangi önlemler işe yaradı, nerelerde gecikildi, hangi araçlar yetersiz kaldı soruları dürüstçe ele alınmalıdır. Bu değerlendirme, gelecekteki olaylara hazırlık sağlar.
Ayrıca mevcut güvenlik mimarisi gözden geçirilir. Gerekirse yeni servisler eklenir, yapılandırmalar iyileştirilir. DDoS savunması tek seferlik bir iş değil, sürekli bir süreçtir.
Hazırlıklı Olmanın Önemi
DDoS saldırıları genellikle “olursa bakarız” denilen konular arasında yer alır. Oysa hazırlık yapılmış bir ortamda ilk 15 dakika çok daha sakin geçer. Roller bellidir, araçlar hazırdır, iletişim kanalları açıktır.
Hazırlık, saldırıyı tamamen engellemeyebilir. Ama etkisini azaltır, kontrolü kaybetmeyi önler ve güveni korur.
Sonuç
DDoS saldırıları teknik olduğu kadar operasyonel bir sınavdır. İlk 15 dakikada yapılanlar, sürecin tamamını şekillendirir. Erken tespit, doğru sınıflandırma ve sakin müdahale en güçlü araçlarımızdır.
Proaktif güvenlik önlemleri, bu tür durumlarda fark yaratır. Planı olan ekipler daha az zarar görür, daha hızlı toparlanır. Unutmayalım, amaç saldırıyı büyütmek değil, yönetmektir.
Doğru adımlarla, bu süreci kontrol altında tutmak mümkündür.